İlişkilerde Tek Tip Beslenmeye Dikkat!

 İlişkilerde Tek Tip Beslenmeye Dikkat!

Uzman Psikolog Erkin Ünalan, romantik ilişkilerde tek tip beslenme kavramını anlattı.

Nedir bu tek tip beslenme dediğiniz şey?

İlişkiyi ayakta tutan çok farklı öğeler olabilir. Bunda fiziksel çekim, hayat görüşünün uyması, entelektüel eşleşme, ilgi ve beğenilerin benzeşmesi vs. vardır. Ancak uzun sürecek bir birlikte yaşamdan söz ediyorsak en belirleyici olanı karakter uyumudur. Bu noktada tek bir karakter özelliği hoşumuza gidiyor diye o kişinin istemediğimiz özelliklerine katlanmak zorunda kalıyor ve ilişkiyi sürdürüyorsak, buna ilişkide tek tip beslenme diyebiliriz.

Aynı diyetteki tek tip beslenme gibi ilişkiye zarar veren bir şey mi bu?

Elbette. Nasıl ki bir diyette yalnızca protein, karbonhidrat veya yağla beslenmemiz durumunda, tercih besinimizin fazlası ve tercih etmediğimiz besinlerin yoksunluğu vücudumuzun farklı bölgelerine zarar veriyorsa, ilişkilerde de durum böyle. Diyetteki dengeli beslenmede olduğu gibi ilişkilerde de ruhsal anlamda dengeli beslenmek son derece önemli. Yani fiziksel çekim, hayat görüşü, ilişkiden beklentiler ve karakter özellikleri birbiriyle dengeli bir şekilde ilişkiye dağıtılmalı. Aksi takdirde ilişki tek bir kaynaktan beslenmeye başlar.

Peki bunun temeli nerede başlar?

Bazen, anne babamızdan göremediğimiz ve zaman içerisinde eksikliğini hissettiğimiz bazı davranışlar olabilir. Bu, anne veya babaya göre çeşitlilik gösterebilir. Örneğin anne-babamız tarafından hep eleştirilmiş, koşulsuz kabul edilmemiş hissedebiliriz. Olumsuz yanlarımız hep görülürken, olumlu yanlarımız göz ardı edilmiş olabilir. Bu, zaman içerisinde bizim içimizde doyurulması gereken bir eksiklik halini alır. Bu eksikliği telafi eden ilk kişiye çok yoğun bir bağlılık hissederiz. Bu kişinin diğer olumsuz özelliklerini görmemeye başlarız. Halbuki bu kişi aynı zamanda ilişkide tembel, sorumsuz biri olabilir. Fiziksel olarak bizi aslında çekmiyor olabilir. Entelektüel olarak bize uymuyor olabilir. Bize aslında uymayan başka birçok özelliği olabilir. Ancak bizim olumsuz eleştiriden uzak, koşulsuz kabulle ilgili o kadar büyük bir eksikliğimiz vardır ki içimizde, karşımızdaki kişinin diğer olumsuz yanlarını görmeyiz. Bir anlamda o kişiyi koşulsuz kabul eden kişi haline geliriz. Olumsuz noktalarını görmeyi bir kenara bırakırız.

İlişkilerde bunun önüne nasıl geçebiliriz?

Böyle durumlarda kişi bu tür dinamiklerin farkına varmalıdır. İhtiyacının ne olduğunun farkına varmalı ve bu ihtiyacını aile üyeleri ve arkadaşlar gibi farklı sosyal çevrelerden almalıdır. Aksi takdirde olumsuz özelliklerini görmezden geldiği kişiden duygusal anlamda büyük zarar görebilir. Aynı zamanda koşulsuz kabul görmeye olan ihtiyacını da mümkün olduğunca en aza indirmelidir. Böylece partnerine karşı bağımlılığı ortadan kalkar. Partnerinde olmasını istemediği özelliklerin de mevcut olduğunun farkına varır. Böylece mevcut ilişkisini daha sağlıklı değerlendirmeye başlar. Bunun neticesinde ilişki devam etse de sonlansa da kişiyi daha huzurlu ve mutlu bir yaşam beklemektedir.

Erkin Ünalan kimdir?

Uzman Psikolog Erkin Ünalan, Pertevniyal Lisesi’nden mezun olduktan sonra, bir dönemi Belçika’daki Gent Üniversitesi’nde olmak üzere, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Psikoloji bölümünü onur derecesiyle bitirdi. Sonrasında Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programından mezun oldu. Ünalan, özel bir psikoterapi merkezinde, ağırlıklı olarak madde bağımlılığı, diyet, egzersiz gibi sağlığı doğrudan ilgilendiren konuların yanı sıra kaygı ve duygu durum bozuklukları alanında ergen ve yetişkin bireylere psikoterapi hizmeti vermektedir.