Ailenin Toplum İçinde Ergene Yaklaşımı

Ailenin Toplum İçinde Ergene Yaklaşımı

Hepimiz ergen olduk ve ergenlik sorunlarını iyi ya da kötü atlattık. Ergenlik dönemine girildiğinde kendimizi birdenbire nasıl agresif, her şeye sinirlenen, sürekli özgürlük isteyen, kendine ne çocuk ne yetişkin gibi davranılmayan, sıkıntılı ve endişe dolu duygular içinde bulduğumuzu hatırlayalım. Bu dönemde bize anlayış ve sevgiyle yaklaşılmadığında, endişe ve gerginliklerimizin nasıl arttığını, yaşama isteğimizin nasıl da söndüğünü düşünelim. Bu duyguları hepimiz yaşadığımız halde nedense anne baba olduğumuzda çocuğumuza, bu dönemi hiç yaşamamış gibi davranıyoruz.

Ergenlik bir geçiş dönemidir. Çocuk ergenliğe girmeye başladığı zaman çocuk olamama, ama yetişkin de olamamanın karmaşasını yaşar. Hormonların faaliyetleriyle duygu durumunda sürekli kendinin bile anlamlandıramadığı değişiklikler yaşar.

Ergen, kişiliğini oturtma savaşı ile birlikte gurur, ahlak, özerklik, bağımsızlık duygusu… ve buna benzer kavramları daha yoğun yaşamaya başlar. Bu dönemde cinsel, dini, kültürel, fiziksel, mesleki ve ilişki kimliğini kazanmak için de sorgulamaya ve anlamaya başlar.

Ergenlik döneminde aileye büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir. Aileye verilecek ergenle yaşam eğitimleri çok faydalı olmaktadır. Ebeveynlerin öncelikle ergenin bazı davranışları hormonların etkisiyle yaptığını algılamaları gerekmektedir. Yapılan en büyük hatalardan biri kendi yaşadıkları olumsuz ergenlikleri ve şu andaki gerginliklerini ergen çocuğa yansıtmalarıdır.

Bağımsızlık isteği ergenlerde ne kadar yüksek olsa da aynı bebeklik ve çocukluk dönemindeki bakıcıya güvenli bağlanma gibi, hem bağımsız olmaya çalışırken hem de aileleriyle bağlantıda kalmaya çalışırlar. Burada ebeveynlere düşen görev, ergene kontrollü bir bağımsızlık verirken ergenle bağlarını olabildiğince sağlam tutmaktır. Her akşam ailece yenen yemekler, beraber oyun oynamak, televizyon izlemek ya da kitap okuma saatleri, çay sohbetleri gibi… Bunları yaparken ergeni huzursuz edecek sorgulama ve sohbetlerden kaçınmak ergenin bu faaliyetlere istekli devam etmesi için oldukça önemlidir.

Ebeveynlerin atladıkları en önemli konu; gurur, kişilik, çevrenin değer yargılarını önemsemeye başlama… ve benzer değerleri gelişmeye başlayan ergenlere sosyal çevre içinde nasıl davranacaklarıdır. Ebeveyn, toplum içinde ve sosyal ortamlarda, arkadaşlarının ya da diğer kişilerin yanında, asla ergeni rencide edecek söz ve davranışlarda bulunmamalı, konuşması gereken özel konuları yalnızken ve düzgün, kırıcı olmayan cümlelerle anlatmaya çalışmalıdır. Gururu kırılan rencide olan ergen öncelikle ebeveyne olan güvenini yitirecek ve ebeveynden uzaklaşmaya başlayacaktır. Rencide edildiği toplumda daha güvensiz daha çekinik olacak ve her an tekrar rencide edileceği korkusuyla toplum içinde ebeveynleriyle fazla bulunmamaya çalışacaktır. Bunlar da ebeveynle ergen arasındaki uçurumu her geçen gün daha da fazlalaştıracaktır.

Eğer çocuğumuzun ergenliğe girdiğinde neler yaşayacağını neler hissedebileceğini ve bizim ona nasıl yaklaşmamız gerektiğini bilirsek, ergenlik dönemini, gerek çocuğumuz gerekse biz, aramızdaki ilişkiler çok yıpranmadan rahatlıkla atlatabiliriz. Bu nedenle öncelikle empati yapıp kendimizi onun yerine koymalıyız. Bu dönemlerden nasıl zor geçtiğimizi ve nasıl yaklaşımlar beklediğimizi hatırlayalım. Eğer duygu durumumuz bunları hatırlamaya uygun şartlarda değilse, mutlaka bir uzmandan destek almalı, çocuğumuzun sorunlarına nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğrenmeliyiz.

Uzm. Klinik Psikolog

Pelin ÖZAYDIN

04.08.2016