Neden Evleniriz? Doğru Kararı mı Aldık ?

Neden Evleniriz? Doğru Kararı mı Aldık ?

Hemen her genç kızın hayalidir evlenmek, sevdiği insanla bir yuva kurmak beraber bir yaşama ayak atmak. Peki evlenme isteği neden bu kadar yoğundur, bunlardan hangisi sağlıklı bir evliliğe temel oluşturur, hangileri evlilik daha başlamadan kötü bir süreci belirler biraz bunları konuşalım.

Ailesinde sorunlar olan ( aile içi kavga ve şiddet, aşırı baskı, taciz vb.) gençler evlilik konusunda daha aceleci olabilirler. Çünkü yaşanılan kötü durumdan kurtulmak için evlilik bir çare olarak görülebilir. Bundan dolayı da bazen hiç tanımadan, gerçekten hayatlarını birleştirdiklerinde kendilerini nasıl bir sürecin beklediğini bilmeden ilk gördükleri ya da evlenebilecek ortamı oluşturabilen ilk kişiyle hiç düşünmeden evlenebilirler. Bu da muhtemelen mutsuz bir evliliğin başlangıcı olacaktır.

Yine ailede aşırı baskı ve özerkliğine saygı duyulmadan yetiştirilen ergenler evliliği bir kaçış, özgürlüğe bir adım olarak görebilirler. Ama bu karar da acele, sağlıklı düşünülmeden verilmiş, belki de evlilik kurumunu tam algılayamadan bu kuruma girerek ilerde mutsuz bir sürece başlamak olacaktır.

Okumasına izin verilmemiş, ailesinin bütün söylediklerini kural olarak kabul etmiş genç kızlar içinse evlilik görücü usulü ve bir zorunluluk olabilir. Görücü usulü evliliklerin hepsi olmasa da çoğunluğu duygusal anlamda yeterli doygunluğa ulaşamaz. Aşk ve duygunun yeterli olmaması da cinsel problemler, ilişki problemleri gibi birçok problemi doğurabilir. Bazı görücü usulü evliliklerde çiftler bir süre sonra birbirini sevebilirler, ya da bu evliliği saygı ve iyi niyet çerçevesinde düşük beklentilerle sürdürebilirler. Ama çoğunlukla görücü usulü evliliklerde çiftlerin beklentileri yeterince karşılanamamaktadır.

Sağlıksız bağlanma yaşayan, değersizlik ve güvensizlik algısı olan kişilerde evlilik bir bakıma ilişki yaşadığı kişiyi kendisine bağlama dürtüsüdür ve bir an evvel olmalıdır. Evlilik olmadığı sürece sürekli kaybetme korkusu yaşayacak, kendisine ve karşısındaki kişiye sürekli eziyet edecek ve ilişkisini zedeleyecektir. Bunun evlilik sonrası düzeleceğini düşünür fakat bu doğru değildir ve bu tür durumlarda evlilik sonrası da aynı durum başka şekillerde devam etmektedir. Çünkü sorun kişinin kendisindedir ve öncelikle bu sorunun bireysel olarak çözümlenmesi gerekmektedir.

Birbirine çok aşık olduğunu düşünen, bir an bile ayrı kalmak istemeyen , hele ki aile ve çevre baskısı yüzünden rahat görüşemeyen özellikle genç yaştaki gençler için de evlilik bir an evvel daha fazla beraber olabilmenin bir çaresidir ve gençler bu akut duyguların eşliğinde birbirlerini ve hayatı daha tam tanımadan evliliğe adım atabilirler.

Peki bu acele evliliklerin sorumlusu gerçekten evlenen gençler mi yoksa çocuğa doğduğu andan itibaren hakkı olan huzurlu, dingin, olması gerektiği gibi bir aile yapısını veremeyip, kavga, gürültü, kaygı ve huzursuzluk yaşanan bir aile ortamı sağlayıp gençleri bu ortamdan uzaklaşabilmek için sürekli çözümler üretmek ve aramak zorunda bırakan aileler midir?

Güzel, sağlıklı, sevgi, saygı ve iyi iletişimle devam eden bir evlilik için çiftlerin birbirini tanımak için süresi olmalı, kendilerini evlenmeye mecbur hissetmemeli, aileler evlilik konusunda doğru bilgileri önceden çocuklarına vermeli ve gençlerin evliliğe bakış açısı doğru bir şekilde şekillendirilmelidir.

Gençlerin evlilikle ilgili kaygılarını tetikleyici evlilikle ilgili sürekli olumsuz örnekler verilmemeli, gençlerde beklenti anksiyetesi yapılmamalı, cinsel yaşam, aile planlaması ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili zamanında ve doğru bilgilendirmeler yapılmalıdır. Evlilik özellikle zamanımızda oldukça zor sürdürülen, ciddi iletişim problemleri yaşanan, birçoğu boşanmayla sonuçlanan ya da çiftlerin sürekli mutsuzluğuyla sürdürülen bir kurum haline gelmeye başladı. Bu durumu engellemek de ancak yukarıda konuştuğumuz olguların dikkate alınmasıyla başarılabilir.

Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN