Kadına Şiddet

Kadına Şiddet

Kadınlara yönelik şiddet içeren davranışlar her ırk, kültür,din, ulus ve ideolojideki erkekler tarafından yapılıyor. Özellikle erkek egemen toplumlarda kadınlar daha çok istismara maruz kalıyor.

Kadına yönelik şiddetin birçok türü vardır: fiziksel, sözel, psikolojik, cinsel, ekonomik, sosyal vb…

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ülkemizdeki kadınların var olan potansiyelini gerçekleştirmeleri için en önemli engellerden biridir. Çünkü ;

Geniş ölçekli kamusal işler erkeklerin denetiminde. Siyasi faaliyetler, örgütlü sosyal faaliyetler, sağlık eğitim gibi kamusal hizmetlerin sunumundan kültürel faaliyetlere kadar geniş bir alan erkeklerin denetiminde.ve kadınlar bu faaliyetlere eşitsiz olarak katılıyorlar. Yasalar, kurallar, ideolojiler, din ve gelenekler kadınların bu alanlarda eşit bulunmasını engelliyor. En çok dışlandıkları alan da siyasi alan. Oysa siyasi alan dediğimiz alan toplumun bütününü ve tabiki kadınları da etkileyen ekonomik ve toplumsal kararların alındığı alandır.

Kadınlar bu kararları almak bir yana etkilemekten bile oldukça uzaktırlar. Bu nedenle bu kararlar şimdiye kadar hep erkekler tarafından alınmıştır. Şimdi biraz oranlara bakalım:

  • Kadınlar dünyadaki toplam işlerin 2/3 ni yapıyor
  • Kadınlar dünyadaki toplam gelirin 1/10 u kazanıyor
  • Kadınlar dünyadaki okur-yazar olmayan nüfusun 2/3 nü oluşturuyorlar
  • Kadınlar dünyadaki toplam mülkiyetin 1/100 ne sahipler

Peki neden kadının değeri neden bu kadar az ve neden kadına şiddet uygulanıyor;

Kadınlık ve erkeklik üzerine hepimizin erken yaşlardan itibaren içselleştirdiğimiz kalıplar vardır. Bu kalıpları doğduğumuz andan itibaren başlayarak toplumsal ilişkiler içinde öğreniriz. Aile içinde başlayan bu süreç okul, iş hayatı, arkadaş çevresi, sokak ve tüm toplumsal ilişkilerde sürer.

Bu süreçte hem kendi toplumsal cinsiyet kimliğimizi oluşturur hem de dünyayı ve toplumu cinsiyetlendirmeyi öğreniriz: “Kadınlar ve erkekler farklıdır” " Aferim oğlum erkek adam yapar!" " Kız çocuk dediğin uslu uslu oturur!"

Birçoğumuz bu cümleleri ya da benzerlerini çevremizden birilerinden mutlaka duymuşuzdur.

Oysa ki çocuğun gelişimine baktığımız zaman 2 yaşındaki bir çocuk kadın ya da erkeği kavram olarak asla anlamlandıramadan sadece insanların birine kadın birine erkek demesi şeklinde algılar.

3 yaşına geldiğinde sadece kıyafetlerine bakarak ayırabilir. Kadın erkek algısı hala yoktur. Yani erkek etek giyerse onun için kadın olmuştur :).

6-7 yaşına geldiğinde cinsiyet kavramı artık oturmuş olur. Bu da demektir ki kadın erkek kavramını bu süreç içinde daha yeni algılamaya başlayan çocuk çevresinde kadın ve erkekle ilgili algılar, konuşulanlar ve davranışlar ne ise kafasındaki kadın erkek kavramını da o şekilde oturtacaktır. İşte bu yüzden sosyal medyada, yada değişik platformlarda sürekli gördüğümüz kadının değerinin yükselmesi için erkek çocuğunun eğitimi çok önemlidir paylaşımlarının esasında ne kadar doğru olduğunu anlayabiliriz.

Şimdi de bir kadın şiddete maruz kaldığında psikolojisi ne olur onu konuşalım;

Başlangıçta şok ya da hissizlik yaşayan kadın, gelecekte de benzer durumların yaşanma ihtimaliyle şiddetli korku ve beklenti anksiyetesi yaşayacaktır. Şiddetin uzun süreli olduğu durumlarda ise güven duygusunda çökmeler, çaresizlik ve umutsuzluk hisleri, kontrolün kaybedildiği duygusu, kendini suçlama ve kendine olan saygısında düşme yaşayacaktır.

Aile içi şiddet gören kadınlar arasında ruh sağlığı açısından ciddi bir risk vardır. Çünkü şiddet gören kadınlarda depresyon, intihar riski, alkol ve maddenin kötüye kullanımı gibi birçok sorun görülme olasılığı çok yüksektir.

Şiddet gören kadınlarda;

%47.6 depresyon

.9 intihar riski

%63.8 travma sonrası stres bozukluğu

.5 alkol bağımlılığı

%8.9 madde bağımlılığı

Tespit edilmiştir.

Kadına şiddet, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizin de en önemli sorunlarından biridir. Anne, eş ve birçok sosyal kimliği olan kadının ruh sağlığının düzgün olması, mutlu ve huzurlu olması, yetiştirdiği çocukların da ruh sağlığının düzgün olması anlamına gelir ki bu büyük bir zincirleme süreçtir. Toplumun ilerlemesi yeni neslin nasıl oluştuğuyla doğru orantılıdır. Bu nedenle iyi bir nesil yetiştirmek için birçok etkenin yanında önce kadınlarımızı koruyabilmeliyiz.

Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN