Kadına Şiddet ve Etik İlkeler

Kadına Şiddet ve Etik İlkeler

Sağlık kurumları şiddete maruz kalan kadınların başvurduğu başlıca yerlerden biri olup, kadına yönelik şiddet konusundaki çözüm önerilerinin hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynar. Dünya Sağlık Örgütü kadına şiddeti “ BİR SAĞLIK SORUNU “ olarak tanımlamıştır. Sağlık çalışanlarından böyle bir durumda resmi olarak beklenenler tanılama, müdahale etme, şiddete maruz kalan kadınları uygun kurumlara yönlendirme ve şiddeti tespit ederek kayıt altına almadır.

Bunlar bilinen ve resmi olan durumlar. Biz şimdi kadına şiddetin sağlık çalışanları ve sağlık kurumları içinde manevi ve etik yönlerini konuşacağız.

         Tüm mesleklerde olduğu gibi Sağlık çalışanları da, mesleklerini uygularken yasal, politik, toplumsal ve ekonomik değerlerle çatışabilirler fakat  bu çatışmayı çözümlerken, meslek etiği ilkelerine uygun, özgür ve bağımsız karar verme, etik ilkelere bağlı kalma sorumlulukları vardır.

Tıpta etik ilkeler nelerdir:

1.özerkliğe saygı

2. adaletli olma

3. yarar sağlama

4. zarar vermeme

5. gizliliğe saygı ve aydınlatılmış onam

          Şimdi kadına şiddetin ETİK boyutuna bakalım biraz;

Özerklik ilkesine baktığımız  zaman şiddet uygulanan kadının ÖZERKLİĞİ zedelenmiş olur ve fiziksel-psikolojik zarar görür.

Yarar sağlama nasıl olur; Şiddete maruz kalışın belirlenmesi ve mağdurun toplumsal destek sistemlerine yönlendirilmesi önemli bir YARAR SAĞLAMA etkinliğidir.

Peki ya adalet; tıbbın ve tıbbi personelin şiddet mağdurlarına sağlayacağı yararın her olayda ve her kişi için gerçekleşmesini gerektirmektedir. Bu da şu demektir ki şiddet mağduru gerek bir ev hanımı yada anne gerek bir hayat kadını olsun aynı muameleyi görerek tedavi edilmeli ve yönlendirilmelidir. Hekim, psikologlar, yasal uygulayıcılar vb. mağdurun bu durumdan  ZARAR GÖRMEDEN  veya en az zararla çıkmasını sağlamalılardır.

Ve en önemli etik ilkelerinden biri de gizliliktir.  GİZLİLİK  ilkesi şiddet gören kadının hastanedeki durumunun tamamen gizli tutulması, kendi isteği olmadığı takdirde asla kimseye haber verilmemesidir.

        Şimdide kadına şiddet olgusunda sağlık çalışanlarının uygulaması gereken etik kuralları konuşalım;

  1. Hekimler kadına yönelik şiddet olasılığını daima göz önünde bulundurmalı; her zaman tetikte olmalı, farklı şikayetleri onunla ilişkilendirebilmelidir.

  2. Sağlık çalışanları şiddeti sormayı, tanımayı, kaydetmeyi ve nasıl yönlendireceklerini bilmelidir. Çünkü şiddete uğramış kadınlar gerek korku gerek utanç yüzünden sağlık kurumlarında sürekli bunu saklama eğilimindedirler. Sağlık çalışanı bu konuda hem eğitimli hem de duyarlı olmalıdır ki mağdur gerçeği anlatabilsin.

  3. Hekim, Hukuki ehliyeti olan tüm diğer hastalara olduğu gibi şiddete maruz kalanlara da yapılacak tıbbi uygulamalar hakkında açıklayıcı ve karşısındaki mağdurun o andaki psikolojisini düşünüp anlayabileceği bir dille bilgi vermeli ve onların onayını almalıdır (aydınlatılmış onam).

  4. Sağlık çalışanları, hekim, şiddete maruz kalan kişilere ait bilgi ve bulguları gizli tutmalı, kadının rızası olmadan gerek yakınlarına gerek 3. şahıslara asla bilgi vermemelidir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 280. maddesinin birinci bendine göre, 

”Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

Bu yasa maddesi sağlık çalışanı için etik çelişki yaratabilir. Yasalarla etik kuralların çeliştiği noktalar oldukça fazladır. Sağlık çalışanı bu yasayı asla mağdura zarar vermeyecek bir şekilde uygulamaya çalışmalıdır.

Amerikan Tıp Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre;

ABD ‘de acil servise getirilen kadınların üçte biri aile içi şiddet mağduru. Ancak bunun sağlık personeli tarafından fark edilmediği  söylenmekte ve doktorlar bu konuda  uyarılmaktadır.

Peki, kadına şiddet konusunda etik ilkelerin neler olması gerektiğinden bahsettik. Şimdi de kadınlara yönelik şiddette etik ilkelerin uygulanmasını sağlayacak önlemler nelerdir onları konuşalım;

 

  1. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olduğu, öncelikle toplum geneline ve tüm sağlık çalışanlarına anlatılmalıdır.

  2. Sağlık hizmeti sunanlar kadar bu hizmeti alanlar da haklar konusunda bilgili ve takipçi olmalıdır ( haklarınızı ne kadar biliyorsunuz?).

  3. Sağlık hizmetlerinden faydalanmada, cinsiyet eşitliğini sağlamak üzere, yerel ve ulusal politikalar oluşturulmalı, sivil toplum kuruluşları da komiteler kurarak bu çalışmaları izlemelidir.

  4. Şiddet gören kadınların sağlık hizmetlerine hızlı, bedelsiz ve güven içinde ulaşabilmesi sağlanmalıdır.

  5. Hastanelerde ve diğer sağlık kurumlarında, “şiddet kriz merkezleri” oluşturmalıdır.

  6. Sağlık kuruluşlarına başvuran tüm kadınlar, özellikle ve öncelikle acil servislere başvuranlar, potansiyel şiddet mağduru olarak değerlendirilmelidir.

  7. Kadına yönelik şiddete sağlık çalışanlarının yaklaşımının önemi göz önüne alınarak, özellikle acil tıp, adli tıp, kadın doğum gibi alanlardaki uzmanlık eğitimlerine bu konuyla ilgili içerik eklenmelidir.

  8. Adli tıpta ve hastanelerin acil servislerinde cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalmış kadınlar için oluşturulan özel birimlerin işleyişi konusunda uygun yasal düzenlemeler yapılmalı ve bağımsız kadın örgütlerinin de desteği alınmalıdır.

  9. Kadın danışma merkezlerinin sayıları arttırılmalı ve yasada söz edilen şartlarda kadın sığınma evleri açılıp kurallara uygun biçimde yönetilmelidir.

  10. Sağlık kuruluşlarında mağdurun psikolojisi göz önüne alınarak tedavisi ortada değil özel bir birim ya da odada gerçekleştirilmelidir.

  11. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı hakkında bilgi içeren derslerin ilk ve orta öğretim müfredatında yer almasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

  12. Sağlık hizmeti sunmakta olan eczacılar, özellikle semt eczanelerinde oldukça sık fiziksel şiddet mağduru kadınlarla karşılaştığı için bu konuda yapılan çalışmalara dahil edilmelidir.

Şiddet mağduru bizsek ya da olaya tanıksak biz ne yapmalıyız?

  1. En yakın karakola ya da jandarmaya başvurarak tutanak tutturacağız.

  2. Fiziksel şiddete uğramış isek en yakın sağlık ocağı ya da hastaneye başvurarak rapor alacağız.

  3. Şahsen başvurunun yanı sıra, telefon ile de şikayette bulunabiliriz.

  4. Olaylara ve duruma tanık olan kişiler de mesela komşu veya akrabalarımız da şikayette bulunabilirler.

  5. Şikayeti alan bu kurumlar, uygulanan şiddetin zaptını tutmak ve gerekiyorsa mağduru Adli Tıp Kurumuna göndermek ve bu raporla birlikte evrakı Cumhuriyet Savcılılığına göndermek zorundadırlar.

  6. Cumhuriyet Savcılığına doğrudan doğruya başvurarak da şikayette bulunabiliriz ve ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’un gereğinin yapılarak başvurumuzun Aile Mahkemesine gönderilmesini gerekli tedbirlerin alınmasını istemeliyiz.

  7. Yapılan şikayet veya ihbarlar üzerine, savcılıklar eylem Türk Ceza kanunundaki başka bir suçu içerse bile mutlaka 4320 yasa gereği koruma kararının alınması talebi ile dosyayı aile mahkemesine göndermek durumundadır.

  8. Doğrudan aile mahkemelerine başvurabiliriz. Tedbir kararı Türkiye’nin her yerindeki Aile Mahkemesinden alınabilir. Şiddete uğradığınız için evinizden ayrılmak zorunda kalmış iseniz, bulunduğunuz yerdeki Aile Mahkemesinden tedbir kararı isteyebilirsiniz.

 Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN