Babasız Büyüyen Kız Çocuğu Olmak

Babasız Büyüyen Kız Çocuğu Olmak

Bir tarafı ömür boyu eksik olmaktır babasız büyümek. Hem anne hem baba olabilmek için diğer annelerin iki katı çaba gösteren annedir babasız büyümek. Ailecek yapılan en kötü şeye bile imrenmektir babasız büyümek. Babaya sarıldığında dünyanın en büyük güvenini hissetmenin ne olduğunu hiç bilememektir babasız büyüyen kız çocuğu olmak.

Bazen hayatın zorluklarıyla daha çabuk karşılaşmaktır, bazen de birçok isteğimizi, hedefimizi ertelemektir babasız büyümek. Bazen yaptığımız her hatadan babasız olmanın sorumlu tutulmasıdır, bazen de sırf babasız büyüdüğümüz için olmayan hataların üzerimize yapışmasıdır babasızlık.

Annemizin daha çok çalışmasına, daha çok yorulmasına, bize yeterince vakit ayıramadığı belki de bize istediği hayatı veremediği için üzülmesine üzülmektir babasız olmak.

Bazen karşılaştığımız bütün erkeklerde baba şefkatini aramaktır, bazen de sadece baba sıcaklığı özlemiyle olmayacak bir adama sarılmaktır, tutunmaya çalışmaktır, ya da sadece baba gibi olan bir adama sığınmaktır babasız olmak.

Bazen bir babanın bağırmasını bile özlemek, bazen de neyse ben rahatım bana bağıran karışan kimse yok diye kendini avutmaktır babasız büyümek.

Kız çocuklarının ilk aşkıdır babaları, özeldir, farklıdır, toz konduramazlar babalarına. Bu duyguyu hiç yaşayamamaktır babasız kız çocuğu olmak.

Ailecek bir yere gidildiğinde babasının elinde, kucağında, yanında her çocuğa imrenmektir babasız olmak.

Her zaman farklı davranılmayı kabullenme zorunluluğudur, yetersiz hissettirilmeye zorlanmaktır babasız olmak, “ama o babasız daha iyi davranalım, onun babası yok, kesin o yüzden yapmıştır, ay yazık babası yok”

Ya daha güçlü olur, daha erkek olur, daha ayakta olur ya da daha narin olur daha kırılgan olur babasız kızlar.

Bazen hayata daha sıkı tutunur, daha sağlam ilerler bazen de hayat yerine alkole, sigaraya, maddeye tutunur babasız büyüyenler.

Evet hayatta birçok zorluk olduğu gibi babasız büyümek de bu zorluklardan biridir. Toplumumuzda aile kavramı anne, baba ve çocuktan oluşturulduğu için ailede babanın olmaması büyük bir eksiklik olarak kabul edilir. Çevrede aynı koşulda fakat babayla oluşan ailelerin olması da babasızlığın daha da zor bir hale gelmesini sağlar. Çocuk ilk algılamaya başladığı andan itibaren diğer gördüğü ailelerden farklı bir ailede olduğunu, bir eksiklik olduğunu hisseder ve bunu anlamlandırmaya çalışır. Çocuk daha önce de konuştuğumuz üzere nötr doğar ve çevresinden gördüklerini öğrenerek algılarını ve kişiliğini oluşturur. Babasız bir çocuk, çevresinde baba faktörünün güç olduğunu, evin direği olduğunu, annesinin desteği olduğunu vs. gördükçe öğrenecek, babaya olan algısı değişecek ve artık babanın gücünün eksikliğini hissetmeye başlayacaktır. Babasına sarılmış ve mutlu bir çocuk gördüğünde algısı, babaya sarılmak mutlu ediyor, ama ben bu mutluluğu yaşayamıyorum olacaktır.

Ya da bir sorun yaşadığında babası tarafından korunan, sorunu çözülen bir arkadaşını gördüğünde, kafasındaki baba algısına artık baba koruyandır, sorunları çözendir, beni koruyan sorunlarımı çözecek birisi yok algısı eklenecektir.

Baba çalıştığı için maddi durumu daha iyi olan bir arkadaşını gördüğünde babanın olması daha iyi yaşamak, istediklerine daha rahat sahip olmak algısı yaratacaktır. Ya da annesi ile daha fazla birlikte olan bir arkadaşını gördüğünde, babanın olması anneyle daha fazla beraber olabilmek algısı yaratacaktır. Çünkü kendi annesi artık daha çok sorumluluk aldığı için kendisiyle eskisi kadar vakit geçiremeyebiliyordur. Böylece çocuğun kafasındaki baba algısı, öğrenerek çoğaldığında, kendindeki eksiklikler de farkındalık yaratmaya başlayacaktır.

Yani bu şu demektir ki, herkes sadece anneyle büyüseydi, baba diye bir kavram olmasaydı, bir çocuk baba kavramını bilemez, öğrenemez ve onun eksikliğini hissetmezdi. Çünkü yeni doğan bir çocuk büyürken hiç bilmediği, görmediği bir konuda bir his duymaz.

Ayrıca toplumumuzda babası olduğu halde, babasının varlığını hissedemeyen, belki de babası olduğu halde ona hiç sarılmamış, tam tersi babası tarafından kız olduğu için hep hor görülmüş, ezilmiş, özerkliği kısıtlanmış, fiziksel ve sözel şiddete maruz kalmış kız çocukları da vardır.  Bu çocukların travması, babasız çocuklara göre çok daha fazla olabilir.

Babasız büyüyen çocuklar için toplum olarak yapabileceğimiz en önemli davranış onlara faklı olduklarını hissettirmemektir. Asla, hiçbir konuda önyargılı davranmamaktır. Damgalamamaktır. Davranışlarından babasız olmasını sorumlu tutmamak ve bunu asla ona hissettirmemektir.

Annenin yapabileceği en doğru davranış şekli de, öncelikle çocuğa farklıymış gibi davranmamaktır. Babasız evlerde çocuk kadar annenin üzerindeki yük de oldukça fazladır. Maddi manevi birçok şeyi tek başına üstlenmek zorunda hisseder kendini. Çoğunlukla kendine vakit ayıramaz, kendi istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek için çaba göstermez, bu da annenin psikolojisinin her geçen gün daha da bozulmasına sebep olur. Annenin bu zorlu durum içinde kendi isteklerine de önem vermesi hem kendi mutluluğu hem de çocukların mutluluğu için çok önemlidir.

Annenin sırf evde bir erkek olması için, sevmediği ya da tanımadığı bir erkekle evlenmesi de yapılacak hatalardan biridir. Bu hem anneye, hem çocuğa hem de aile huzuruna zarar verir.

Ayrıca annenin yapmaması gereken en önemli husus, çocuklarına baba olmadığı için bütün yükü sırtlanmış, desteği olmayan, hem anne hem babalık yapan perişan ve mutsuz  kadın modeli çizmesi ve çocuklara her hatalarında bunu hatırlatmasıdır. Bu çocuklarda kendini suçlama duygusunu tetikleyecek ve çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir.

Klinik Psikolog - EMDR Uzmanı

Pelin ÖZAYDIN