Çocuk İstismarında Buz Dağının Altındakiler

Çocuk İstismarında Buz Dağının Altındakiler

Çocuk istismarı denince herkes rahatsız olur, sinirlenir, bir çok kötü duygu yaşar. İnsanlar sosyal medya aracılığıyla öfkelerini yansıtırlar, kampanyalar başlatılır vs vs.

Bunlar bizlerin yaşadığı duygular. Peki istismara uğrayan çocuk ne yaşar? Çok büyük bir korku, fiziksel acı, çaresizlik, güçsüzlük ve eğer hayatta kalırsa ölene kadar taşıyacağı büyük bir travma.

Peki çocuğun anne babası ne hisseder ?Dokunmaya öpmeye kıyamadığımız, gözümüzden sakındığımız, masum, canımızdan öte evladımıza dokunuyorlar, onun canını yakıyorlar, onun büyük bir korku yaşamasına neden oluyorlar, belki de hayatını kaybetmesine sebep oluyorlar. Bu duyguyu tarif edebilir misiniz ?

Çocuk istismarının özellikle ülkemizde, sanılandan çok daha fazla olduğu gerçeğiyle artık herkesin yüzleşmesi gerekiyor. Çözüm sadece çocukları korumaya çalışmak değil, nedenlerini de anlayıp bu nedenleri de yok etmeye çalışmaktan geçiyor. Bir insan zarar vermeyi kafasına koymuşsa biz ne kadar çocuklarımızı sakınırsak sakınalım mutlaka bir şekilde zarar vermek için bir yol bulacaktır. Zarar verme düşüncesinin temeli anlaşılmalı ve bu konuda da gereken çalışmalar yapılmalıdır.

Cinsel tabular, cinsel bilgi eksiklikleri, erkek ve kız çocuklarının Türk toplumuna has, yanlış geleneklerle yetiştirilmesi, ruh sağlığı bozuk kişilerin toplumda çoğalması gibi durumların acilen engellenmesi gerekmektedir. Toplumun çoğunluğuna etki eden seslerin, yeterli kültür düzeyi, eğitim ve bilince sahip olmaması da toplumun taciz konusundaki algısını etkileyecektir. Verilen cezaların etkili olmaması, bazı toplum kesimlerinin tacize toplumun diğer kesimi kadar önem vermemesi tacizi teşvik edici referansalar verebilir.

Eğitim ailede başlar. Sürekli ailelerle konuşuyoruz, anne baba eğitimleri vermeye çalışıyoruz çünkü çocuğun nasıl bir aile ortamında yetiştiği, anne babanın bilgisi, anne babanın kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkileri, çocuklara farkında olmadan verdikleri gizli mesajlar, bir çocuğun beyin ve ruhsal gelişim evrelerini bilmemeleri, çocuktaki algı evrelerinin önemi, çocuğun kişilik oluşumunda en etkili unsurlardır.

Baskılanan, yasaklanan her şey, kişilerde, uzak, ulaşılmaz, önemli, keşfedilmemiş, sahip olunmalı duygusu yaratmaktadır. Çocuklarda cinsel eğitimden kaçınılması, çocuğun sorduğu sorulara kaçamak ya da anlamsız cevaplar verilmesi, çocukları sürekli cinsel konularda ya da karşı cinsle ilgili yanlış yönlendirmek, cinselliği keşfetmeye çalışırken mastürbasyon yapan çocuğa suçlu muamelesi yapmak, çocuklara cinselliği ve karşı cinsi öcü gibi tanıtmak ve sürekli korkutmak, tehdit etmek, ergenlik ve erken yetişkinlik dönemlerinde, ya karşı cinse ve cinselliğe karşı ciddi tabular, OKB ya da kişilik bozuklukları gibi ruhsal sıkıntılar, ya da karşı cinse ve cinselliğe aşırı düşkünlük, sapkınlık gibi ruhsal bozukluklar yaşanmasına sebep olabilir.

Çocuklara doğru cinsel eğitim vermek, korkutmadan ve baskılamadan kontrollü bir şekilde cinselliği keşfetmelerine izin vermek, karşı cinse karşı korkutmak yerine doğru cümlelerle ve asla rencide etmeden verilmesi gereken bilgileri vermek, gerekirse bu süreçte bir uzmandan danışmanlık almak çocuklarımızın ruhsal sağlıkları yerinde bireyler olarak yetişmesine yardımcı olacaktır.

Çocukları tacizden korumak için öncelikle onların tacizi ayırmalarına yardımcı olabilmek için gereken doğru eğitimleri vermeliyiz. Örneğin, babanın, kız çocuğunu yıkamaması, tuvalete götürmemesi, özel bölgelerine dokunmaması, onunla yatmaması, çocuğun ilerde başka bir erkek ona dokunduğunda bunun doğru olmadığı algısını oluşturmasına yardımcı olacaktır. Aynı şekilde annenin de erkek çocuğunun cinsel organına dokunması, oğlunun yanında çıplak kalması yada tuvalete girmesi, çocuğun algısını etkileyecektir. Küçük çocuklarda erkek kadın algısı yavaş yavaş gelişir. Çocuk erkek ve kadın kavramını ilkokula kadar adım adım geliştirir ve farkındalığı artar. Babasının dokunduğu ufak bir çocuk, ilerde başka bir erkek ona dokunduğunda, babam beni seviyor dokunuyor bu erkek de beni seviyor dokunuyor şeklinde algı geliştirebilir. Kişilerin, küçükken yapılan tacizleri, ilerde ergenlik sonrası ve yetişkinlik dönemlerinde taciz olarak değerlendirmeleri, bunun taciz olduğunun ilerde farkına varmaları da bu yüzdendir.

Çocuklarımıza uygun bir dille özel bölgelerini tanıtıp, bu bölgelere ondan başka kimsenin dokunmaması gerektiğini ve dokunan olursa izin vermeyip en yakınındaki kişilere gerek bağırarak, gerek koşarak haber vermesi gerektiğini, özel bölgelerine dokunan kişi çok yakın ya da çok iyi tanıdığı biriyse asla korkmamasını, asla kendisinin suçlu olmadığını, bunu hemen aile bireylerine söylemesi gerektiğini anlatmamız gerekmektedir.

Tacize uğrayan kadın ya da erkeklerin çoğu, suçlanacaklarını düşündükleri ve utandıkları için bunu bir ömür saklamaktadırlar. Bu bilinçaltına atılan büyük travma, mutlaka kendilerinde bir ruhsal rahatsızlığa sebep olmaktadır. Tedaviye başlayan kişilerde bu travma ortaya çıkmakta, fakat tedavi desteği almayanlar bu rahatsızlıklarla bir ömür mücadele etmekte, bazıları bu yükü taşıyamayıp hayatlarına son vermektedir. O zaman toplum olarak yapmamız gereken, aileleri tacizi önleyebilmek konusunda bilinçlendirmenin dışında, taciz yaşayan çocuklara yaklaşımları konusunda da mutlaka eğitilmelerini sağlamaktır.

Taciz yapan bazı kişilerin normal hayatlarında çevreleri tarafından sevildiği, sayıldığı, iyi insanlar olarak değerlendirildiği göz önüne alındığında, gerek aile ortamında gerek sosyal çevre içinde çocuklarımızı sürekli kontrol altında tutmak, cinsel organlarında bir kızarıklık yada değişiklik olup olmadığını düzenli olarak kontrol etmek, çocuğumuzun davranışlarındaki ani değişiklikleri iyi izlemek ( sürekli öfkelenmek, spesifik olarak birinden korkup kaçması, hırçınlaşması gibi), çocuklarımızı başkalarının sürekli öpmesine, sarılmasına izin vermemek, çocuklarımızı belirli bir yaşa gelene kadar dışarda yalnız bırakmamak gibi tedbirler tacizin önlenmesini ya da taciz olayının anlaşılmasını sağlayabilecektir. Hiç ummadığımız kişilerden taciz geleceğini unutmayıp, çocuklarımızı hep kontrol altında tutmalıyız. Ülkemizde aile içi tacizin sandığımızdan da fazla olduğu maalesef reel bir durumdur.

Yetişkinlik döneminde birçok bireyin, çocukluk çağında kendileriyle yaşıt karşı cinsin evcilik oynarken kendilerine dokunmasını hatırladıkları ve ilerde bunu hatırladıklarında rahatsız oldukları görülmektedir. Tabi ki çocuklarımız çocukluklarını yaşayacak. Hemcinsleriyle ve karşı cinsten arkadaşlarıyla oyun oynayacaklar. Çocukluk döneminde cinselliğin keşfedilmesi sırasında çocuklar bunu en yakınındakilerle denemek isterler. Bu masumca ve karşı cinse ilerde yaşatacağı travmaların farkına varamayacakları bir dönemdir. Bu nedenle çocuklarımızı, yaşıtları karşı cinsle uzun süre kapalı ortamda yalnız bırakmamak, oyun oynarlarken sık aralıklarla kontrol etmek, yakınlaştıklarını gördüğümüzde asla rencide etmeden, korkutmadan birebir konuşup, yukarda saydığımız konuşmaları yapmak da bir tedbir olabilir.

Uzm. Klinik Psikolog PELİN ÖZAYDIN