Yaşlılık Psikiyatrisi

Yaşlılık Psikiyatrisi

Yaşlılık psikiyatrisi alanıyla erişkin psikiyatri eğitimini almış ancak mesaisinin en azından 1/3’ini ülkemiz için 60 (bazen 65 yaş) yaş üzerindeki erişkinlerin psikiyatrik-psikolojik sorunlarına tanı, tedavi ve yaşlılara gerçekçi ve umut verici yaklaşımı benimsemiş psikiyatristler uğraşmaktadır.

Neden yaşlılar için ayrıca bir psikiyatrist diye akla soru gelecektir. Hayatın bazı dönemleri genel eğilimlerden ve insan hayatı için genelleştirebildiğimiz bilgilerimizden biraz farklı ve döneme özgü özelliklerle seyretmektedir. Örneğin çocuk hastalıkları, çocuk psikiyatrisi veya dahiliyenin içinde yer alan geriatri (yaşlı iç hastalıkları) gibi. Dünyamızda insan yaşamının süresi uzamaktadır ve 65 yaş üzeri insan sayısı 1900lü yıllara göre 10 kat, 85 yaş üzerindeki insan sayısı 40 kat artmıştır. Örneğin Amerika’da beklenen insan ömrü erkekler için 75 yaş ve kadınlar için 80 yaştır, oysa bu rakamlar 1900lü yıllarda 46 ve 48 yaş idi. Ancak 65 yaşın üzerindeki insanların büyük çoğunluğunda en az 1 tane kronik (süregen) hastalık olduğu düşünülmektedir. Beklenen yaşam süresi uzadıkça psikiyatristlerce daha önce tanıdık olunmayan yaşlılık döneminde ortaya çıkan birçok psikolojik ve bedensel sorunlar veya bedensel olanın ruhsal alanı ya da ruhsal olanın bedensel alanı etkilediği birçok rahatsızlık tanımlanmaya başlanmıştır.

Bunlardan en başta geleni yaklaşık her iki yaşlı başvurusundan birinde beynin işleyişine dair kaygılar gelmektedir. Son zamanlarda ortaya çıkan veya artan unutkanlık, yeni bilgileri öğrenememe veya öğrendiği bilgileri kullanabilme becerisinde azalma şikayetlerinin normal yaşlanma ya da Alzheimer Hastalığı gibi bir demans (bunama) hastalığı olup olmadığının anlaşılması önemlidir. Eğer demans (bunama) gerçekleşmişse bir kişide zaman içinde en yakınları dahil şüphecilik, gerçekte olmayan/makul gözükmeyen şeyleri düşünme-inanma (hezeyan-sanrı), kulağına sesler ya da gözüne görüntüler gelmesi gibi halüsinasyonlar (varsanılar), geceleri uyumama/gündüzleri uyanamama, depresyon ve anksiyete gibi durumlar da eklenebilecektir.

Yaşlılık döneminde beyin işlevi yaşıyla uyumlu seyreden bireylerde de umutsuzluk, keyifsizlik, isteksizlik, uyku-iştah değişiklikleri, ölüm isteği gibi depresyon belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Demans hastalarına görülen depresyon belirtilerine ek olarak, yaşlılık döneminde depresyon her altı yaşlıdan birinde gözükmektedir. Yaklaşık -20 yaşlıda ise depresyon ve anksiyetenin birlikte gözlendiği durumlar gelişebilmektedir. Ayrıca yaşlılık dönemindeki bedensel hastalıklar ya da bedensel hastalıklar için kullanılan ilaçlar da kişide depresyon ve kaygılanma, huzursuzluk gibi anksiyete belirtilerine yol açabilmektedir.

Yaşlılık dönemi kayıpların çok olduğu ve bu kayıplara alışılması gereken bir süreçtir. Kayıpların en başında beden sağlığı kaybı (örn diabet, hipertansiyon, artrit vs) ve buna bağlı her gün düzenli ilaç(lar) alma gelmektedir. Yaşlılık dönemindeki en önemli kayıplardan birisi ise ölümlerdir. Eş, evlat ya da arkadaşlarının ölümü yaşlılık döneminde daha sıkça rastlanmaktadır. Aynı zamanda rol kaybı da önemli sorunlar yol açmaktadır yaşlıda: emeklilik, iktidardan düşmüş baba (veya anne), çocukların gitmiş olduğu ve bomboş kalmış bir ev gibi rol kaybı ve rol değişimleri de bu dönemde sıktır.

Bütün yukarıda anlatılan olası senaryolar yaşlılıkta doğal olarak hastalık gelişecek beklentisine bizi sokmamalıdır. Aslında her birey sağlıklı yaşlanma ve sağlıklı biçimde sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir. Sağlıklı yaşlanan birey aslında olgunlaşmakta, tecrübelenmektedir ve hikmetli bilgiye en çok o sahiptir. Ayrıca yaşlanan bireyin yaşlanan beyni hala yeni bilgileri öğrenebilir, üstelik bazı işleri yaparken gençler beynin bir yarısını kullanırken yaşlı beyin iki yarısını da aynı anda kullanabilir gibi gözükmektedir. Bu iki durumun bir araya gelmesi ile sağlıklı yaşlanırsa insan beyni, daha pragmatik ve pratik de olabilmektedir.

Prof. Dr. H. Murat EMÜL