Panik Bozukluk

Panik Bozukluk

Panik Bozukluk; son yıllarda çok sık duymaya başladığımız bir rahatsızlık. Halk tarafından “panik atak” olarak bilinmesine rağmen bu bozukluğu adı; “panik bozukluk”tur. Panik atak ise bu rahatsızlığın bir bölümüdür. Son derece sık duymamamıza rağmen bu teşhisi kişinin kendisi koyamaz.Mutlaka doktor tarafından konulması gerekir. Panik bozukluk, kişinin yaşam kalitesini fazlaca bozan bir rahatsızlıktır.

Panik bozukluğu nedir?

Tekrarlayıcı, beklenmedik panik ataklarla, başka ataklar geçirmekten duyulan korkuyla ve bu korkunun oluşturduğu davranış değişiklikleri ile karakterize olan bir rahatsızlıktır. Yani;panik atak vardır, başka atak geçirmekten duyulan korku vardır, bir de bu korkunun neden olduğu kişinin hayatındaki değişimler vardır. Panik bozukluk teşhisi konabilmesi için en az 1 aydır sürüyor olması ve en az 1 atağın yaşanması gerekir. Ayrıca teşhis için panik ataklara yol açabilecek herhangi bir tıbbi durum, ilaç veya madde kullanımının da olmaması gerekir.

Peki, panik atak nedir?

Aşağıda sayacağımız 13 belirtiden en az dördünün bulunduğu yoğun korku nöbetleridir.

  • çarpıntı,
  • terleme,
  • titreme,sarsılma,
  • nefes darlığı,
  • boğulma hissi,
  • göğüs ağrısı,
  • bulantı,karın ağrısı,
  • baş dönmesi,sersemlik,
  • Gerçekliğin kaybı veya kendinin dışına çıkıyormuş gibi hissetme,
  • Kontrolünü kaybetme ve delirme korkusu,
  • uyuşma ve karıncalanma,
  • üşüme veya sıcaklık basması,
  • ölüm korkusu.

Bu ataklar genellikle beklenmedik bir şekilde gelir. Ortalama 5-20 dk. sürer.

Panik bozukluğun çeşitleri var mıdır?

Panik bozukluk agorofobili ve agorofobisiz olarak iki çeşidi vardır.

Agorofobili panik bozukluk: Kaçmanın zor olacağı yer ve durumlardan kaçınma ile ilgili korkudur. Kişi yukarıda sayılan belirtileri yaşayacağını düşünerek toplu taşıma, asansör, kapalı mekânlar gibi yerlerde bulunmak istemez. Hatta bazı hastalar, evlerinden bile çıkmaz hale gelebilirler.

Agorofobili olmayan panik bozukluğu: Bu çeşidinde kişi panik bozukluk kriterlerini taşır ama herhangi bir yerde bulunmakla ilgili bir sıkıntı yaşamaz.

Panik atakların belli bir sıklığı var mıdır?

Bu kişilere göre değişmektedir. Bazıları gün içinde birkaç kez yaşadıkları halde bazıları yılda birkaç kere yaşayabilirler.

Kimler risk altındadır?

Kalıtım önemlidir. Ailesinde panik bozukluğu olan birinin yakalanma riski 4 kata kadar arttırmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Depresyonu olanlarda da risk artmaktadır. İçe dönük kişilerde de yaygındır. Başlangıç yaşı genelde 25 civarındadır. Ancak herkesin başına gelebilecek olan bir rahatsızlık olduğunu da hatırlatmamız gerekecektir.

Panik ataklara yol açan başka rahatsızlıklar nelerdir?

Anemi, miyokard enfarktüsü, tiroid, hipoglisemi, epilepsi, migren, MS, astım, anafilaksi(alerjik reaksiyon), ağır zehirlenmeler,üremi,B-12 eksikliği, madde yoksunluğu gibi birçok rahatsızlık panik ataklara yol açabilmektedir.

Bu nedenlerle bütün tıbbi tahlil ve tetkikler yapılmalıdır.

Panik bozukluğa eşlik eden başka psikolojik rahatsızlıklar var mıdır?

Evet. Panik bozukluk hastalarının pek çoğunda depresyon özellikle de majör depresyon görülmektedir. Yine sosyal fobi bu rahatsızlıkla hem benzemekte hem karışmakta hem de beraberinde görülebilmektedir. Hastaların üçte birinde agorofobi de mevcuttur.

Tedavisi var mıdır?

Panik bozukluk kişiye çok sıkıntı vermesine rağmen tedavisi hızla ve kolayca yapılan bir rahatsızlıktır. Hastalar genellikle yardım almakta ve aramakta geç kalmaktadırlar. Eğer tüm tıbbi tahlil ve tetkiklerin sonunda bir şey çıkmadıysa hastalar diğer doktorlar tarafından psikiyatristlere yönlendirilmelidirler. Bazen de psikiyatristlere veya psikologlara doğrudan müracaatta bulunulmaktadır.

Panik bozukluğun tedavisinde en yetkili yöntem ilaç+psikoterapidir. Bir psikiyatristin takibinde, vereceği ilaçları kullanılmalıdır. Bunun yanında terapiye devam etmekte kişinin bu süreci hem daha kolay atlatmasını sağlamakta hem de başa çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

Doktorunuz onaylamadıkça bitkisel otlara ve karışımlara yönelmemek gerekir. Son bir hatırlatma ile konumuzu noktalayalım. Eşinize dostunuza iyi gelen bir ilaç size gelmeyebilir. Kendi kafanızdan ya da tavsiye üzerine ilaç alınmaz. Eczaneye ilaç sormak yerine mutlaka doktora gidilmelidir.